Terms Related to Climate Change

Disaster (Afet)
Severe alterations in the normal functioning of a community or a society due to hazardous physical events interacting with vulnerable social conditions, leading to widespread adverse human, material, economic, or environmental effects that require immediate emergency response to satisfy critical human needs and that may require external support for recovery.
Hayati insan ihtiyaçlarını karşılaşamak üzere acilen harekete geçilmesini gerektirerek dış yardımın gerekli olabildiği; insan, maddi gereçler, ekonomi veya çevre üzerinde büyük olumsuz etkilere yol açan ve tehdit edici fiziki olayların hassas sosyal koşullarla etkileşmesi sonucu toplulukların veya toplumun normal işlevinde meydana gelen ciddi aksaklıklar.

Disaster Risk Management (Afet Risk Yönetimi - DRM)
Processes for designing, implementing, and evaluating strategies, policies, and measures to improve the understanding of disaster risk, foster disaster risk reduction and transfer, and promote continuous improvement in disaster preparedness, response, and recovery practices, with the explicit purpose of increasing human security, well being, quality of life, and sustainable development.
Temel amacı insan güvenliğini, refahını, yaşam kalitesini ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek olan; afete hazır olma, tepki verme ve bunların üstesinden gelme uygulamalarının sürekli bir şekilde güçlendirilmesini ve afet riskini anlama, azaltma ve önlemenin geliştirilmesini teşvik etmeye yönelik strateji, politika ve önlemlerin tasarlanma, uygulanma ve değerlendirilme süreçleri.

Disaster risk (Afet Riski)
The likelihood within a specific time period of disaster. See Disaster.
Afetin belirli bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşme olabilirliği. Bkz. Afet.

Disaster Risk Reduction (Afet Riski Azaltımı - DRR)
Denotes both a policy goal or objective, and the strategic and instrumental measures employed for anticipating future disaster risk; reducing existing exposure, hazard, or vulnerability; and improving resilience.
Gelecekteki afet riskini tahmin etmeye; bu risklere maruz kalma, risklerin yol açtığı zararlar ve risklere karşı olan kırılganlığı azaltmaya ve dayanıklılığı arttırmaya yönelik yardımcı önlem, strateji ve politika hedeflerini ifade etmektedir.

Mitigation of disaster risk and disaster (Afet Riski Azaltma)
The lessening of the potential adverse impacts of physical hazards (including those that are human-induced) through actions that reduce hazard, exposure, and vulnerability.
(İnsan kaynaklı olanlar da dahil) olası fiziksel tehdit unsurlarına ait olumsuz etkilerin; tehdit, etkilenebilirlik ve kırılganlığı indirgeyici eylemler sonucu azaltılması.

Disaster management (Afet Yönetimi)
Social processes for designing, implementing, and evaluating strategies, policies, and measures that promote and improve disaster preparedness, response, and recovery practices at different organizational and societal levels.
Değişik örgütsel veya toplumsal seviyelerde afete hazır olmayı, tepki vermeyi ve bunun üstesinden gelmeyi destekleyen ve güçlendiren strateji, politika ve önlemlerin tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesini kapsayan sosyal süreçler.

Tree line (Ağaç Sınırı)
The upper limit of tree growth in mountains or at high latitudes. It is more elevated or more poleward than the forest line.
Dağlardaki veya yüksek enlemlerdeki ağaç büyümesinin üst sınırı. Bu sınır, orman sınırından daha yüksekte ve kutuplara daha yakın bulunmaktadır.

Abrupt Climate Change (Ani İklim Değişikliği)
A large-scale change in the climate system that takes place over a few decades or less, persists (or is anticipated to persist) for at least a few decades, and causes substantial disruptions in human and natural systems.
İklim sisteminde birkaç onyıl veya daha kısa bir zaman diliminde gözlemlenerek, etkileri en az birkaç onyıl daha devam eden (veya gelecekte kalıcı olması tahmin edilen); insan ekolojisi ve doğal ekosistemler üzerinde ciddi bozulmalara yol açan büyük ölçekli değişiklikler.

Anomaly (Anomali)
The deviation of a variable from its value averaged over a reference period.
Bir değişkenin temel alınan yıllar dahilindeki ortalamasından sapması.

Land grabbing (Arazi İstilası)
Large acquisitions of land or water rights for industrial agriculture, mitigation projects, or biofuels that have negative consequences on local and marginalized communities.
Yerel ve ötekileştirilmiş topluluklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğuran; endüstriyel tarım, azaltım projesi veya biyoyakıt amaçlı olarak arazi ve su hakları üzerinde elde edilen geniş kazanımlar.

Land use and Land use change (Arazi Kullanımı ve Arazi Kullanımı Değişikliği)
Land use refers to the total of arrangements, activities, and inputs undertaken in a certain land cover type (a set of human actions). The term land use is also used in the sense of the social and economic purposes for which land is managed (e.g., grazing, timber extraction, and conservation). Land use change refers to a change in the use or management of land by humans, which may lead to a change in land cover. Land cover and land use change may have an impact on the surface albedo, evapotranspiration, sources and sinks of greenhouse gases, or other properties of the climate system and may thus give rise to radiative forcing and/or other impacts on climate, locally or globally. See also the IPCC Special Report on Land Use, Land-Use Change, and Forestry (IPCC, 2000).
Arazi kullanımı; belli bir arazi örtüsü türü üzerinde yapılan (insan kaynaklı) düzenleme, eylem ve eklemelerin tümünü ifade etmektedir. Arazi kullanımı terimi aynı zamanda arazinin sosyal ve ekonomik amaçlarla yönetilmesini (örneğin; hayvan otlatma, kerestecilik ve doğayı koruma) karşılamak amacıyla da kullanılmaktadır. Arazi kullanımı değişikliği ise, arazinin insanlar tarafından kullanım ve yönetiminin; arazi örtüsünde değişmeye yol açması olası bir biçimde değiştirilmesini nitelendirmektedir. Arazi örtüsü ve arazi kullanımı değişikliği; yüzey albidosu, evapotranspirasyon, sera gazlarının açığa çıkması ve yutulması veya diğer iklim sistemi özellikleri üzerinde etki göstererek bu şekilde yerel ya da küresel ölçekte ışınımsal zorlama değişikliklerine ve/veya diğer iklimsel sonuçlara yol açabilmektedir. Ayrıca bkz. IPCC Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık Özel Raporu (IPCC, 2000).

Arctic Oscillation (Arktik Salınım)
The Arctic oscillation (AO) or Northern Annular Mode/Northern Hemisphere Annular Mode (NAM) is a weather phenomenon at the Arctic poles north of 20 degrees latitude. It is an important mode of climate variability for the Northern Hemisphere.
Arktik salınım (Arctic Oscillation - AO), Kuzey Yarımkürenin 20 derece yukarı enlemlerinden itibaren görülen basınç anomalilerini prensip alan bir endeks çeşididir. Kuzey yarımküre için önemli bir iklim değişikliği nedenidir.

Extreme sea level (Aşırı Deniz Seviyesi)
See Storm surge.
Bkz. Fırtına dalgası.

Extreme weather event (Aşırı Hava Olayı)
An extreme weather event is an event that is rare at a particular place and time of year. Definitions of rare vary, but an extreme weather event would normally be as rare as or rarer than the 10th or 90th percentile of a probability density function estimated from observations. By definition, the characteristics of what is called extreme weather may vary from place to place in an absolute sense. When a pattern of extreme weather persists for some time, such as a season, it may be classed as an extreme climate event, especially if it yields an average or total that is itself extreme (e.g., drought or heavy rainfall over a season).
Aşırı (ekstrem) hava olayı, belirli bir yerde ve yılın belirli bir zamanında ender olarak görülen olayı tanımlamaktadır. Enderliğin tanımı değişiklik göstermekle birlikte, aşırı hava olayı; gözlemlerden yola çıkarak elde edilen olasılık dağılım fonksiyonun 10. ya da 90. yüzdelik diliminde veya bu dilimlerin ötesindeki noktalarda gerçekleşen enderlik olarak tanımlanmaktadır. Tanım gereği, aşırı havayı teşkil eden nitelikler lokasyona göre mutlak anlamda değişiklik göstermektedir. Aşırı hava olayları, belirli bir süre devam ettikleri takdirde (örneğin; mevsim) ve özellikle bu olayların ortalamalarının veya toplamlarının kendi başına aşırı olması halinde aşırı iklim olayı olarak sınıflandırılmaktadır.

Extreme climate event (Aşırı İklim Olayı)
See Extreme weather event.
Bkz. Aşırı hava olayı.

Atlantic Multi-decadal Oscillation/Variability (AMO/AMV) (Atlantik Çoklu Onar Yıllık Salınımı/Değişkenliği)
A multi-decadal (65- to 75-year) fluctuation in the North Atlantic, in which sea surface temperatures showed warm phases during roughly 1860 to 1880 and 1930 to 1960 and cool phases during 1905 to 1925 and 1970 to 1990 with a range of approximately 0.4°C. See AMO Index in WGI AR5 Box 2.5.
Kuzey Atlantik'te yaklaşık olarak 0.4°C bandında gerçekleşen, deniz yüzeyi sıcaklıklarında kabaca 1860-1880 ve 1930-1960 yılları arasında pozitif ve 1905-1925 ile 1970-1990 yılları arasında negatif faz ile gözlemlenen multidekadal (65-75 yıl) salınım. Bkz. AMO Endeksi; Değerlendirme Raporu (AR) 5, Birinci Çalışma Grubu (WGI), Kutucuk 2.5.

Atmosphere-Ocean General Circulation Model (AOGCM) (Atmosfer-Okyanus Küresel Dolaşım Modelleri)
See Climate model.
Bkz. İklim modeli.

Mitigation of climate change (Azaltım)
A human intervention to reduce the sources or enhance the sinks of greenhouse gases.
Sera gazı yutaklarını geliştirmeye veya bu gazlara yol açan kaynakları azaltmaya yönelik insan müdahalesi.

Relative sea level (Bağıl Deniz Seviyesi)
Sea level measured by a tide gauge with respect to the land upon which it is situated. See also Mean sea level and Sea level change.
Üzerinde bulunduğu araziye göre gelgit ölçer (maregraf) tarafından ölçümlenen deniz seviyesi. Ayrıca bkz. Ortalama deniz seviyesi ve Deniz seviyesi değişimi.

Contextual vulnerability - Starting-point vulnerability (Bağlamsal Kırılganlık - Başlangıç-noktası kırılganlığı)
A present inability to cope with external pressures or changes, such as changing climate conditions. Contextual vulnerability is a characteristic of social and ecological systems generated by multiple factors and processes (O’Brien et al., 2007).
Değişen iklim koşulları gibi dışsal baskı ve değişimlerle mücadele edebilmedeki mevcut yetersizlik. Bağlamsal etkilenebilirlik, çok yönlü unsur ve süreçler tarafından oluşturulan sosyal ve ekolojik sistemlerin bir niteliği konumundadır.

Coping (Başa Çıkma)
The use of available skills, resources, and opportunities to address, manage, and overcome adverse conditions, with the aim of achieving basic functioning of people, institutions, organizations, and systems in the short to medium term.
Kısa ve orta vadede insan, kurum, örgüt ve sistemlerin temel fonksiyonlarını devam ettirmek ve olumsuz koşulları belirleyerek yönetip bunların üstesinden gelmek üzere mevcut yetenek, kaynak ve fırsatların kullanılması.

Coping capacity (Başa Çıkma Kapasitesi)
The ability of people, institutions, organizations, and systems, using available skills, values, beliefs, resources, and opportunities, to address, manage, and overcome adverse conditions in the short to medium term.
Kısa ve orta vadede olumsuz koşulları belirleme, yönetme ve bunların üstesinden gelme amacıyla insan, kurum, örgüt ve sistemlerin mevcut yetenek, değer, inanç, kaynak ve fırsatları kullanma yeteneği.

Reference scenario (Baz Senaryo)
See Baseline/reference.
Bkz. Dayanak/referans.

Significant wave height (Belirgin Dalga Yüksekliği)
The average trough-to-crest height of the highest one-third of the wave heights (sea and swell) occurring in a particular time period.
Belirli bir zaman aralığında gerçekleşen dalgaların, deniz tabanını başlangıç noktası almak kabul etmek en yüksek üçte birlik bölümünü oluşturan dalgalara ait yüksekliklerinin ortalamasıdır.

Uncertainty (Belirsizlik)
A state of incomplete knowledge that can result from a lack of information or from disagreement about what is known or even knowable. It may have many types of sources, from imprecision in the data to ambiguously defined concepts or terminology, or uncertain projections of human behavior. Uncertainty can therefore be represented by quantitative measures (e.g., a probability density function) or by qualitative statements (e.g., reflecting the judgment of a team of experts) (see Moss and Schneider, 2000; Manning et al., 2004; Mastrandrea et al., 2010). See also Confidence and Likelihood.
Neyin bilindiği ya da bilinebilir olduğu üzerindeki anlaşmazlıktan ya da veri eksikliğinden kaynaklanabilen eksik bilgi durumu. Belirsizlik; insan davranışındaki hareketin belirsizliğinden muğlak olarak tanımlanmış kavram veya terminolojiler ya da verinin hatalı ölçümüne kadar birçok sebepten kaynaklanabilir. Bu nedenle, belirsizlik nicel ölçülerle (olasılık yoğunluk fonksiyonu vb.) ya da (belirli bir uzmanın ya da ekibin yargısını yansıtan) nitel ifadelerle temsil edilebilir (bkz. Moss ve Schneider, 2000; Manning ve arkadaşları, 2004; Mastrandrea ve arkadaşları, 2010). Ayrıca bkz. Güven ve Olabilirlik.

Human system (Beşeri Sistem)
Any system in which human organizations and institutions play a major role. Often, but not always, the term is synonymous with society or social system. Systems such as agricultural systems, political systems, technological systems, and economic systems are all human systems in the sense applied in this report.
İnsan örgüt ve kurumlarının ana bir rol oynadığı her türlü sistem. Her zaman olmamak üzere çoğunlukla bu terim toplum veya sosyal sistem ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Bu rapordaki tabiriyle; tarımsal sistem, politik sistem, teknolojik sistem ve ekonomik sistemlerin tümü beşeri sisteme dahil edilmektedir.

United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC) (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi - BMİDÇS)
The Convention was adopted on 9 May 1992 in New York and signed by more than 150 countries and the European Community at the United Nations Conference on Environment and Development (UNCED) in Rio de Janeiro in 1992. The main objective of the Convention is "to stabilize greenhouse gas concentrations in the atmosphere at a level that would prevent dangerous anthropogenic interference with the climate system." The Convention includes responsibilities for all Parties. Under the Convention, Parties included in Annex I (all OECD countries and transition ...
Sözleşme, 9 Mayıs 1992'de New York'ta kabul edilmiş ve 1992'de Rio de Janeiro'daki Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda 150'den fazla ülke ve Avrupa Topluluğu tarafından imzalanmıştır. Sözleşmenin temel hedefi "atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının, tehlikeli antropojenik unsurların iklim sistemini etkilemesinin önüne geçen seviyelerde dengelenmesi" olarak belirtilmektedir. Bu sözleşme tüm Taraflara düşen sorumlulukları içermektedir. Sözleşme kapsamında, EK I dahilindeki Taraflar (tüm OECD ülkeleri ve geçiş ...